YARDIMLAŞMA-PAYLAŞMA

          

YARDIMLAŞMA-PAYLAŞMA

Ekim 20, 2022

           İnsanlığın varoluşundan beri her açıdan sınıflar olmuştur.Bu sınıflara örnek verecek olursak,zengin-fakir,cahil-alim,sağlıklı-hasta,işçi-patron,erkek-kadın,zayıf-güçlü gibi.Bu sınıflar birbiiriyle tezat arzetmekte fakat; diğer taraftan bir bütün olarak ele alındığında bir uyumun ahengin olduğu görülmektedir.Bu sınıfların kimi doğuştan vardır,kimi ise sonradan kazanılır.

           İnsan sosyal bir varlıktır.Yalnız başına hayatını idame ettiremez.Başkasına ihtiyaç duyar.Rabbimiz de insanların birarada yaşamasını ve birbirine ihtiyaç duymasını muraad etmiştir.

           Ey İnsanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık,tanışasınız-kaynaşasınız diye sizi kavim ve kabilelere  ayırdık.Allah katında en değerli olanınız O'ndan en çok sakınanınızdır.  Allah herşeyi bilmektedir,herşeyden haberdardır.(HUCURAT:13)

           Yardımlaşma ve paylaşma denince akla ilk gelen maddi olandır fakat;bunun dışında da yardımlaşma ve dayanışma emri vardır. '' Zalimde olsa,mazlumda olsa kardeşine yardım et.'' Bunun üzerine birisi,'' Ey Allah'ın resulü! Eğer mazlumsa yardım ederim fakat zalimse nasıl yardım edeceğim.'' dedi.Bunun üzerine Allah resulü şöyle buyurdu: '' Onu zulümden uzaklaştırırsın yada onun zulmüne engel olursun.'' 

           Bir mümin aç bir mümini doyurursa,Allah da o kimseyi cennet meyveleriyle doyuracaktır.(HADİS)

    1.MUTLULUK: Bilim Lisesi Müdürü Vedat Bey öğrenciler arasında zaman zaman yaşanan problemler ve bu problemlerin çözümü ile ilgili yaklaşık 500 öğrencisine konuşurken birden durdu. Öğrencilerine problem ve çözümü ile ilgili farklı bir çalışma yapacağını söyledi. Daha önceden satın alıp getirdiği balonlardan herkese birer tane dağıttı. Gazlı kalemlerle herkesin balonuna kendi adını soyadını yazmasını söyledi. İsimler yazıldıktan sonra bütün balonlar toplandı ve konferans salonunda bir köşeye yığıldı.

    Müdür bey daha sonra öğrencileri bu alanı aldı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmalarını söyledi. Tüm öğrenciler deliler gibi kendi adlarına yazdıkları balonu aramaya başladı. Bu arada öğrenciler birbirleriyle çarpışıyor bir taraftan birbirlerini ittiriyorlardı. Birbirlerine bağırıp çağıranlar da cabası… Tam bir kaos ortamı oluşmuştu. İşin daha ilginci 5 dakikanın sonunda neredeyse kimse kendi balonunu bulamamıştı. Müdür bey öğrencileri yeniden toparlayarak bu kez herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Birkaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu

   Okul Müdürü Vedat Bey yaşanılanlardan sonra öğrencilerine şunları söyledi. Yaşamımızın hemen her anında bugünkü yaşadığımıza benzer durumlar yaşıyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Sevgili öğrencilerim!  Söylediklerim kulaklarınıza küpe olsun. Aradığımız mutluluk başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki zaten size gelir.

 

2.SARI ÖKÜZ: Ormanın birinde aslanlar önemli bir meseleyi görüşmek için toplanmışlar. Durumları hiç de iyi görünmüyormuş… İleri gelenlerden birisi:

     Yahu hesapta kralız açlıktan öleceğiz nerdeyse. Olur mu böyle? Bir çare bulmak lazım… Maymuna saldırsak ağaca kaçıyor; fillere saldırsak fazla büyük… Ceylanlar çok hızlı yetişemiyoruz; kuşa saldırsak, uçuyor… Ee balık yakalayacak halimiz de yok…  Ne yapsak acaba, demiş? Bir tanesi;

     - En iyisi öküzlere saldıralım, iri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var ne dişleri… Söylediğin hiçbir özellik yok onlarda. Tam bizim dişimize göre, demiş. Diğerleri de bu işi başarabileceklerini düşünerek harekete geçmişler ama; evdeki hesap çarşıya uymamış.Öküzler, öyle yabana atılacak hayvanlar değillermiş meğer… Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış  aslanları… Aslanlar yine aç kalıyorlarmış. Ne yapsak ne etsek diye düşünürlerken;

- Birisi bu işi bizim halledeceğimiz yok şayet, sizler de uygun görürseniz meseleyi bir de tilkiye danışalım demiş. Diğerleri de uygun görünce tilkiye başvurmuşlar. Tilki; bu iş kolay beni öküzlerin yaşadığı zengin otlakların  prensi yapın işinizi halledeyim, demiş. Onlar da kabul etmişler. Tilki elinde beyaz bayrak ile öküzlere gitmiş.

-Saygıdeğer Öküzler! Aslında Aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar. Genel olarak sizlere saygı duyuyorlar ama; şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz. Aslında sorun o… Aslanlar onu görünce tahrik oluyorlar canları çekiyor. Verin Şu sarı öküzü kurtulun kardeşim. Huzur içinde yaşayın demiş öküz heyeti düşünmüş taşınmış. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.’ mantığıyla vermişler sarı öküzü… Afiyetle yemişler bir gün iki gün derken tilki yine gelmiş, öküzlerin yanına. Bakın gördüğünüz gibi saldırdılar kesildi mutlu mutlu yaşıyorsunuz. Hani nerede o eski zor günler demiş ve eklemiş.

- Ama şu benekli öküz var ya benekli öküz o bu otlakta olduğu sürece size rahat yok arkadaş. Aslanlar onu gördüğünde canları çekiyor, saldırganlaşıyorlar. Hepiniz tehdit altına giriyorsunuz.Bence onu aslanlara verin ve kurtulun. Öküz heyeti düşünmüş otlağın selameti için teslim etmişler benekli öküzü…

    Üç gün dört gün derken tilki yine gelmiş. Kuyruğu uzun olanı, burnunu beyaz olanı, yok tombul olanı, tek tek alıp gitmiş. Otlak seyrelmiş, semirmiş aslanlar. Günlerden bir gün artık tilki gelmemiş. Gerek kalmamış çünkü gelmesine, doğrudan aslan gelmiş. Hanginizi istiyorsa canım  onu yerim. Adamı hasta etmeyin demiş. Otların arasında tek tük kalmış öküzler birbirlerine;

- Keşke sarı öküzü vermeseydik,ilk ve büyük hatayı biz o gün yaptık, demişler. 

 

 

 

 

3.HERKES KAZANSIN: 1976 yılında Seattle  Özel Olimpiyatları’nda 9 zihinsel ve bedensel özürlü 100 metre koşusu için başlama çizgisine dizildiler. İçlerinde özel bastonu ile neredeyse normal yürüyüş hızında bile yürüyemeyen katılımcılar vardı. Başlangıç işareti alışık olunduğu üzere silah atışı ile yapılmamış ve bir piyanonun tuşuna basılmak suretiyle yarış başlamıştı. Başlama işareti verildiğinde yarışmacıların hepsi birlikte hamle yaptılar. Bu da alışık olunduğu gibi hızlı bir başlangıç değildi ama hepsi yüzlerindeki gülümseme ile yarışı kazanmak ve  en azından bitirmek istiyordu.

 Daha bu zorlu yarışın başında yarışmacıların arasından genç bir delikanlı tökezleyerek yere düştü. Hem can acısından hem de geride kalmanın verdiği üzüntüden avazı çıktığı kadar ağlamaya başladı. İşte o an yarışmayı izleyen tüm insanların gözlerini yaşatan bir olay yaşandı. Ağlama sesini duyan diğer 8 yarışmacı yavaşlayıp geriye baktılar, sonra hep birlikte geriye dönüp yerdeki arkadaşlarının yanına geldiler: İçlerinden down sendromlu olan bir kız eğilip onun yanağından öptü.

- Bu onun daha iyi olmasını sağlar, dedi ve ayağa kaldırdı. Sonra 9'u birden kol kola girerek bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler. Tribündeki izleyiciler elleri acıyana kadar onları alkışladı…  O gün orada bulunanlar belki de hayatlarının en güzel dersini almışlardı.

Onlar başkasının kazanmasına yardım ettiler ve herkes kazandı.

HADİS:  -Ey Aişe! Kurban etini dağıttın mı,diye soran Allah resulüne,Aişe annemiz elindeki butu kaldırarak şöyle cevap verir.

-Bize sadece bu kaldı,dedi. Peygamber efendimiz: Bize asıl kalan dağıttıklarındır,diye cevap verdi.

Bu hadisten yola çıkarak bize kalan yediğimiz, içtiğimiz,biriktirdiklerimiz değildir.Yedirip,içirdiklerimiz ve dağıttıklarımızdır.

RABBİM BİZLERİ MÜSLÜMANLARLA BİRLİKTE KILAN,PAYLAŞAN VE YARDIMLAŞANLARDAN EYLESİN.

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇÖŞNÜKDER YAZ OKULU

İBRETLİK SÖZLER