YARDIMLAŞMA-PAYLAŞMA
YARDIMLAŞMA-PAYLAŞMA
İnsanlığın varoluşundan beri her açıdan
sınıflar olmuştur.Bu sınıflara örnek verecek
olursak,zengin-fakir,cahil-alim,sağlıklı-hasta,işçi-patron,erkek-kadın,zayıf-güçlü
gibi.Bu sınıflar birbiiriyle tezat arzetmekte fakat; diğer taraftan bir bütün
olarak ele alındığında bir uyumun ahengin olduğu görülmektedir.Bu sınıfların
kimi doğuştan vardır,kimi ise sonradan kazanılır.
İnsan sosyal bir varlıktır.Yalnız başına
hayatını idame ettiremez.Başkasına ihtiyaç duyar.Rabbimiz de insanların
birarada yaşamasını ve birbirine ihtiyaç duymasını muraad etmiştir.
Ey İnsanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir
dişiden yarattık,tanışasınız-kaynaşasınız diye sizi kavim ve kabilelere
ayırdık.Allah katında en değerli olanınız O'ndan en çok sakınanınızdır.
Allah herşeyi bilmektedir,herşeyden haberdardır.(HUCURAT:13)
Yardımlaşma ve paylaşma denince akla ilk
gelen maddi olandır fakat;bunun dışında da yardımlaşma ve dayanışma emri
vardır. '' Zalimde olsa,mazlumda olsa kardeşine yardım et.'' Bunun üzerine
birisi,'' Ey Allah'ın resulü! Eğer mazlumsa yardım ederim fakat zalimse nasıl
yardım edeceğim.'' dedi.Bunun üzerine Allah resulü şöyle buyurdu: '' Onu
zulümden uzaklaştırırsın yada onun zulmüne engel olursun.''
Bir mümin aç bir mümini doyurursa,Allah da o
kimseyi cennet meyveleriyle doyuracaktır.(HADİS)
1.MUTLULUK:
Bilim Lisesi Müdürü Vedat Bey öğrenciler arasında zaman zaman yaşanan
problemler ve bu problemlerin çözümü ile ilgili yaklaşık 500 öğrencisine
konuşurken birden durdu. Öğrencilerine problem ve çözümü ile ilgili farklı bir
çalışma yapacağını söyledi. Daha önceden satın alıp getirdiği balonlardan
herkese birer tane dağıttı. Gazlı kalemlerle herkesin balonuna kendi adını
soyadını yazmasını söyledi. İsimler yazıldıktan sonra bütün balonlar toplandı
ve konferans salonunda bir köşeye yığıldı.
Müdür
bey daha sonra öğrencileri bu alanı aldı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini
yazdıkları balonu bulmalarını söyledi. Tüm öğrenciler deliler gibi kendi
adlarına yazdıkları balonu aramaya başladı. Bu arada öğrenciler birbirleriyle
çarpışıyor bir taraftan birbirlerini ittiriyorlardı. Birbirlerine bağırıp
çağıranlar da cabası… Tam bir kaos ortamı oluşmuştu. İşin daha ilginci 5 dakikanın
sonunda neredeyse kimse kendi balonunu bulamamıştı. Müdür bey öğrencileri
yeniden toparlayarak bu kez herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan
kişiye o balonu vermesini söyledi. Birkaç dakika içinde herkes kendi balonuna
kavuşmuştu
Okul Müdürü Vedat Bey yaşanılanlardan sonra
öğrencilerine şunları söyledi. Yaşamımızın hemen her anında bugünkü yaşadığımıza
benzer durumlar yaşıyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu
bilmiyor. Sevgili öğrencilerim! Söylediklerim kulaklarınıza küpe olsun. Aradığımız
mutluluk başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki zaten size gelir.
2.SARI ÖKÜZ: Ormanın birinde aslanlar önemli bir
meseleyi görüşmek için toplanmışlar. Durumları hiç de iyi görünmüyormuş… İleri
gelenlerden birisi:
Yahu hesapta kralız açlıktan öleceğiz
nerdeyse. Olur mu böyle? Bir çare bulmak lazım… Maymuna saldırsak ağaca kaçıyor;
fillere saldırsak fazla büyük… Ceylanlar çok hızlı yetişemiyoruz; kuşa saldırsak,
uçuyor… Ee balık yakalayacak halimiz de yok… Ne yapsak acaba, demiş? Bir tanesi;
- En iyisi öküzlere saldıralım, iri yarı
görünüyorlar ama ne pençeleri var ne dişleri… Söylediğin hiçbir özellik yok
onlarda. Tam bizim dişimize göre, demiş. Diğerleri de bu işi
başarabileceklerini düşünerek harekete geçmişler ama; evdeki hesap çarşıya uymamış.Öküzler,
öyle yabana atılacak hayvanlar değillermiş meğer… Organize oluyorlar, topluca
savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış aslanları…
Aslanlar yine aç kalıyorlarmış. Ne yapsak ne etsek diye düşünürlerken;
- Birisi bu
işi bizim halledeceğimiz yok şayet, sizler de uygun görürseniz meseleyi bir de
tilkiye danışalım demiş. Diğerleri de uygun görünce tilkiye başvurmuşlar. Tilki;
bu iş kolay beni öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın işinizi halledeyim, demiş. Onlar
da kabul etmişler. Tilki elinde beyaz bayrak ile öküzlere gitmiş.
-Saygıdeğer
Öküzler! Aslında Aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar. Genel olarak
sizlere saygı duyuyorlar ama; şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz.
Aslında sorun o… Aslanlar onu görünce tahrik oluyorlar canları çekiyor. Verin
Şu sarı öküzü kurtulun kardeşim. Huzur içinde yaşayın demiş öküz heyeti
düşünmüş taşınmış. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.’ mantığıyla vermişler
sarı öküzü… Afiyetle yemişler bir gün iki gün derken tilki yine gelmiş,
öküzlerin yanına. Bakın gördüğünüz gibi saldırdılar kesildi mutlu mutlu
yaşıyorsunuz. Hani nerede o eski zor günler demiş ve eklemiş.
- Ama şu
benekli öküz var ya benekli öküz o bu otlakta olduğu sürece size rahat yok arkadaş.
Aslanlar onu gördüğünde canları çekiyor, saldırganlaşıyorlar. Hepiniz tehdit
altına giriyorsunuz.Bence onu aslanlara verin ve kurtulun. Öküz heyeti düşünmüş
otlağın selameti için teslim etmişler benekli öküzü…
Üç gün dört gün derken tilki yine gelmiş. Kuyruğu
uzun olanı, burnunu beyaz olanı, yok tombul olanı, tek tek alıp gitmiş. Otlak
seyrelmiş, semirmiş aslanlar. Günlerden bir gün artık tilki gelmemiş. Gerek
kalmamış çünkü gelmesine, doğrudan aslan gelmiş. Hanginizi istiyorsa canım onu yerim. Adamı hasta etmeyin demiş. Otların
arasında tek tük kalmış öküzler birbirlerine;
- Keşke sarı öküzü vermeseydik,ilk ve
büyük hatayı biz o gün yaptık, demişler.
3.HERKES KAZANSIN: 1976 yılında Seattle Özel Olimpiyatları’nda 9 zihinsel ve bedensel
özürlü 100 metre koşusu için başlama çizgisine dizildiler. İçlerinde özel
bastonu ile neredeyse normal yürüyüş hızında bile yürüyemeyen katılımcılar
vardı. Başlangıç işareti alışık olunduğu üzere silah atışı ile yapılmamış ve
bir piyanonun tuşuna basılmak suretiyle yarış başlamıştı. Başlama işareti verildiğinde
yarışmacıların hepsi birlikte hamle yaptılar. Bu da alışık olunduğu gibi hızlı
bir başlangıç değildi ama hepsi yüzlerindeki gülümseme ile yarışı kazanmak
ve en azından bitirmek istiyordu.
Daha bu zorlu yarışın başında yarışmacıların
arasından genç bir delikanlı tökezleyerek yere düştü. Hem can acısından hem de
geride kalmanın verdiği üzüntüden avazı çıktığı kadar ağlamaya başladı. İşte o
an yarışmayı izleyen tüm insanların gözlerini yaşatan bir olay yaşandı. Ağlama
sesini duyan diğer 8 yarışmacı yavaşlayıp geriye baktılar, sonra hep birlikte
geriye dönüp yerdeki arkadaşlarının yanına geldiler: İçlerinden down sendromlu
olan bir kız eğilip onun yanağından öptü.
- Bu onun
daha iyi olmasını sağlar, dedi ve ayağa kaldırdı. Sonra 9'u birden kol kola
girerek bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler. Tribündeki izleyiciler
elleri acıyana kadar onları alkışladı… O
gün orada bulunanlar belki de hayatlarının en güzel dersini almışlardı.
Onlar başkasının kazanmasına yardım
ettiler ve herkes kazandı.
HADİS: -Ey Aişe! Kurban etini dağıttın mı,diye soran Allah
resulüne,Aişe annemiz elindeki butu kaldırarak şöyle cevap verir.
-Bize sadece
bu kaldı,dedi. Peygamber efendimiz: Bize asıl kalan dağıttıklarındır,diye cevap
verdi.
Bu hadisten
yola çıkarak bize kalan yediğimiz, içtiğimiz,biriktirdiklerimiz değildir.Yedirip,içirdiklerimiz
ve dağıttıklarımızdır.
RABBİM
BİZLERİ MÜSLÜMANLARLA BİRLİKTE KILAN,PAYLAŞAN VE YARDIMLAŞANLARDAN EYLESİN.
Yorumlar
Yorum Gönder